Search Travelogueress

Friday, 4 March 2011

Lebanon & Syria Part VI


Wednesday, 30 December 2009
We started the day in Aleppo with heavy rain. So our first stop was the Aleppo Museum. The museum's curator Muhammad was our guide. The museum was almost as rich as the one in Damascus. We really learnt a lot about the ancient history of the region. It was very nice.

When the rain stopped and the sun showed itself, we decided to go to the St. Simeon Monastery, which is 45 km. outside the city. 
On our way, we passed through the Kurdish villages. There are exactly 365 Kurdish villages in this region.
It is possible to see the Toros Mountain range from the top of the monastery hill. 
This region also has a European feel to it. It consists of grey rocks and lots of green. Saint Simeon lived here on top of a 15 m. high column for 42 years under rain, snow and heat. Then a church was constructed around this column. It was historically very interesting and nature-wise a very nice place. There were two blond, green-eyed, gorgeous Kurdish kids (siblings) waiting shyly in front of the church with flowers in their hands.
The girl's name was Fatima and her brother's name was Ahmad. They were really beautiful children.

Then we went back to Aleppo, city consisting of stone buildings. We visited the magnificent Aleppo Castle on the very top of the city, built by Salaeddin's son, old city streets and the bazaars. 
An Armenian guy called Ayman paid extra attention to me in a store I entered to browse for souvenirs. But then he gave up as soon as he found out that I was married.
[...] Now everything, especially the old streets and bazaars started to all look alike. [...] thinks that I am a nut case, and it is true. [...] Tonight, we will dine in an Armenian restaurant called Sisi.
All photos, Copyright Travelogueress

Lübnan ve Suriye Bölüm VI


Çarşamba 30 Aralık 2009
Güne Halep'te sağnak yağışla başladık. Bu yüzden ilk durağımız Halep Müzesi oldu. Müzenin küratörü Muhammed bugün için bizim rehberimizdi. Müze neredeyse Şam'daki müze kadar zengindi. Gerçekten bölgeye ait eski tarih konusunda çok şeyler öğrendik. Çok hoştu.

Yağmur durup, güneş açınca, şehrin 45 km. dışındaki Aziz Simeon Manastırı’na gitme kararı aldık. 
Buraya giderken Kürt köylerinden geçtik. Bu bölgede tam 365 Kürt köyü varmış.
Manastırın tepesinden Toros Dağlarını görmek mümkün. 
Bu bölge de neredeyse Avrupa havasında. Gri kayalıklar ve bol yeşillikten oluşuyor. Aziz Simeon tam 42 yıl boyunca yağmur, kar, sıcak altında, 15m. yüksekliğindeki bir sütunun üstünde yaşamış. Sonra bu sütunun etrafına kilise inşa edilmiş. Tarihi bakımdan ilginç, doğa bakımından çok hoş bir yerdi. Sarışın, yeşil gözlü dünya güzeli iki Kürt çocuğu ellerinde çiçeklerle utangaç bir şekilde kilisenin önünde bekliyorlardı. 
Kardeşlerden kızın adı Fatima, erkeğin adı Ahmad'dı. Gerçekten çok güzel çocuklardı.

Sonra taş binalardan oluşan Halep'e geri döndük ve eski şehrin en tepesine Salaeddin'in oğlu tarafından inşa edilmiş muhteşem Halep Kalesi'ni, sonra eski şehir sokaklarını ve çarsılarını gezdik. 
Hediyelik eşya için girdiğim bir dükkanda Ayman diye bir Ermeni çocuk benimle fazlasıyla ilgilendi. Ama sonra evli olduğumu öğrenince vazgeçti.
 [...] Artık her şey, özellikle eski sokaklar ve çarşılar birbirine benzemeye başladı. [...] kafadan çatlak olduğumu düşündüğünü söyledi ki doğru. [...]Bu akşam bir Ermeni restoranında (Sisi) yemek yiyecekmişiz. 
All photos, Copyright Travelogueress